7061 SAYILI BAZI VERGİ KANUNLARI İLE DİĞER BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN’DA TAŞI


Birçok önemli düzenlemeyi içeren ve “torba yasa” olarak adlandırılan 7061 sayılı Bazı Vergi Kanunları İle Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 05.12.2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Söz konusu kanun ile birçok vergi ve uygulama düzenlemesi içeren hükümler kapsamında; taşınmazlar öznelinde yapılan değişikliklerle daha evvel kamuoyunda yankı uyandıran ve tartışmaya sebep olan Emlak Vergisi hususunda belirsizlik de ilgili kanun ile sonlanmış olup, Kurumlar Vergisi hakkında yeni düzenlemeler yürürlüğe girmiş oldu.


Emlak Vergisi: Taşınmaz Maliklerinin Ödeyeceği Vergiye Esas Olacak Metrekare Birim Değeri Hakkında Güncel Gelişmeler


Emlak Vergisi taşınmaz mal varlığı için devlete ödenen vergi türüdür. 1986 yılından bu yana belediyeler tarafından tahsil edilen emlak vergisini taşınmaz malikleri yıllık olarak ödemekle sorumludur. Emlak vergisi; bina vergisi ve arazi vergisi olarak ikiye ayrılmaktadır.

Emlak vergisi, genel beyan dönemi olarak adlandırılan dört yılda bir taşınmazların metrekare rayiç bedelleri üzerinden hesaplanmakta olup, rayiç bedeller de ilgili mevzuatına göre takdir komisyonları tarafından belirlenmektedir. Bu bedeller esas alınarak belediyeler tarafından emlak vergileri tahsil vergi dönemlerine ilişkin olarak ödenmektedir.

Öte yandan rayiç bedelleri, Maliye Bakanlığınca her yıl belirlenen yeniden değerleme oranının yarısı oranında artırılarak bu dört yıl boyunca emlak vergisi tutarları revize edilmekteydi.

Gelinen aşamada, 2018 yılı da dâhil olmak üzere 2019,2020,2021 yıllarına ilişkin olarak belediyelerce tespit edilen ve Emlak Vergisi’ne esas olacak metrekare rayiç bedelleri bir önceki yıla oranla %3000’e ulaşan fahiş ve hayatın olağan akışına aykırı artışlara sebebiyet vermiştir. Söz konusu fahiş artışlara karşın, taşınmaz malikleri tarafından taşınmazın bulunduğu belediyelerin komisyon kararlarına ve rayiç bedel tespitlerine ilişkin olarak hukuki yollara başvurularak iptal davaları tesis edilmiştir.

Yapılan itiraz ve hukuki başvurular neticesinde Emlak Vergisi’ne ilişkin olarak konu Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne taşınmış ve Plan Bütçe Komisyonu’nda görüşülmüştür.

Görüşmelerin sonunda; bir çok sayıda yargılamaya konu olan ve taşınmaz maliklerinin mağduriyetine yol açan Emlak Vergisi artışlarına ilişkin olarak; 7061 SAYILI BAZI VERGİ KANUNLARI İLE DİĞER BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN’un 35. Maddesi ile;

“…GEÇİCİ MADDE 23- Takdir komisyonlarınca 2017 yılında 2018 yılı için takdir edilen asgari ölçüde arsa ve arazi metrekare birim değerleri, 2017 yılı için uygulanan birim değerlerinin %50’sinden fazlasını aşması durumunda, 2018 yılına ilişkin bina ve arazi vergi değerlerinin hesabında, 2017 yılı için uygulanan asgari ölçüde arsa ve arazi metrekare birim değerlerinin %50 fazlası esas alınır. Takip eden 2019, 2020 ve 2021 yıllarında 29 uncu madde kapsamında bina ve arazi vergisi matrahları ile asgari ölçüde arsa ve arazi metrekare birim değerleri bu şekilde belirlenen değerler üzerinden hesaplanır.

Emlak vergi değeri veya asgari ölçüde arsa ve arazi metrekare birim değerleri esas alınarak uygulanan vergi, harç ve diğer mali yükümlülükler için de birinci fıkra hükümlerine göre belirlenen değerler dikkate alınarak uygulanır.

Bu maddenin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir…” şeklinde hüküm kurulmuştur.

Söz konusu hüküm ile birlikte; Emlak Vergisi Kanunu'na geçici madde eklenecek, takdir komisyonlarınca 2018 yılı için takdir edilen asgari ölçüde arsa ve arazi metrekare birim değerlerinin, 2017 yılında uygulanan birim değerlerin belirli bir yüzdesini geçmemesi sağlanacaktır. Buna göre, takdir komisyonlarınca 2017 yılında 2018 yılı için takdir edilen asgari ölçüde, arsa ve arazi metrekare birim değerlerinin 2017 yılı için uygulanan birim değerlerinin yüzde 50'sinden fazlasını aşması durumunda, 2018 yılına ilişkin bina ve arazi vergi değerlerinin hesabında, 2017 yılı için uygulanan asgari ölçüde arsa ve arazi metrekare birim değerlerinin yüzde 50 fazlası esas alınacak olup, 2019, 2020, 2021 yıllarında bina ve arazi vergisi matrahları ile asgari ölçüde arsa ve arazi metrekare birim değerleri, bu şekilde belirlenen değerler üzerinden hesaplanacaktır.

Özetle, taşınmaz maliklerinin mağduriyetine yol açan, fahiş şekilde tespitlerle ulaşılan ve %3000 seviyesine ulaşan metrekare rayiçleri sabitlenmiş, artışların en fazla %50 oranında yapılabileceği hakkında kanun düzenlemesi yapılmış ve yürürlüğe girmiştir.

Kurumlar Vergisi: Tüzel Kişilerin Taşınmazlarını Satışına İlişkin Elde Edilen Kazancın Vergilendirmesi Hakkında Güncel Gelişmeler

Kurumalar Vergisi, tüzel kişiliğe haiz Sermaye Şirketleri, Kooperatifler, İktisadi Kamu Kuruluşları, Dernek veya Vakıflara ait iktisadi işletmeler, İş Ortaklıkları gibi kurumların kazançları üzerinden alınmakta olan vergidir.

Bu kapsamda tüzel kişiler gerek ticari faaliyetlerini sürdürebilmek adına gerekse yatırım ve kar etme amacıyla ticari iştigallerine ek olarak taşınmaz elde edebilirler. Zaman içerisinde şirket politikası gereği elde edilen taşınmazlar hakkında tüzel kişiler satış kararı alabilir ve satış işlemini gerçekleştirebilir. Ancak Tüzel Kişilik tarafından gerçekleştirilen taşınmaz satışlarından elde edilen kazan da kurumlar vergisine tabi tutulmaktadır. Bu kapsamda Tüzel Kişiler, 7061 sayılı kanun yürürlüğe girmeden önce en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazların satışından doğan kazançların % 75'lik kısmı kurumlar vergisinden müstesna tutulmaktaydı.

Ancak söz konusu durum hakkında Kurumlar Vergisine ilişkin olarak; 7061 SAYILI BAZI VERGİ KANUNLARI İLE DİĞER BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN’un 89. Maddesi ile;

“…5520 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının;

a) (e) bendinin birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Kurumların, en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan iştirak hisseleri ile aynı süreyle sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışından doğan kazançların %75’lik kısmı ile aynı süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazların satışından doğan kazançların %50’lik kısmı.”

b) (f) bendinde yer alan “Bankalara borçları” ibaresi “Bankalara, finansal kiralama ya da finansman şirketlerine borçları” şeklinde, “bankalara veya” ibaresi “bankalara, finansal kiralama ya da finansman şirketlerine veya” şeklinde değiştirilmiş ve aynı bende “bankaların” ibaresinden sonra gelmek üzere “, finansal kiralama ya da finansman şirketlerinin” ibaresi eklenmiş ve “söz konusu kıymetlerin satışından doğan kazançların %75’lik kısmı” ibaresi “söz konusu kıymetlerden taşınmazların (6361 sayılı Kanun kapsamında yapılan finansal kiralama işlemlerinde kiracının temerrüdü sebebiyle kanuni takipteki finansal kiralama alacakları karşılığında tarafların karşılıklı mutabakatıyla kiralayanın her türlü tasarruf hakkını devraldığı finansal kiralama konusu taşınmazlar dâhil) satışından doğan kazançların %50’lik, diğerlerinin satışından doğan kazançların %75’lik kısmı” şeklinde değiştirilmiştir.

c) (i) bendinin birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Kooperatif ortaklarının yönetim gideri karşılığı olarak ödedikleri paralardan harcanmayarak iade edilen kısımlar ile tüketim kooperatiflerinin, ortaklarının kişisel ve ailevi gıda ve giyecek ihtiyaçlarını karşılamak için satın aldıkları malların değerine göre hesapladıkları risturnlar...” şeklinde hüküm kurulmuştur.

5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanun’un 5. Maddesi kapsamında yapılan değişiklik ile birlikte; Kurumlar Vergisine tabi kurumların, en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazların satışından doğan kazançların % 75'lik kısmı kurumlar vergisinden müstesna iken, 05.12.2017 tarihinden itibaren, bu kazançların %50'si kurumlar vergisinden müstesna olacaktır.

Recent Posts

See All

Son Yayımlananlar

Arşiv